Assos Bizans kilisesi

Assos Bizans Kilisesi 1881 yılında yapılan ilk kazı çalışmaları sırasında Clarke ve Bacon tarafından ortaya çıkarılmış olup çizimi yapılmıştır. Orta nefte bulunun mozaiklerin bozulmaması için üzeri tekrar kapatılan kilise tekrar 1995 yılı kazılarında temizlenmiştir. Orta nefteki mozaik ülkemizde kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan en büyük mozaik olma özelliğine sahiptir.
Assos Batı Kilisesi nin orta nefinin yapısal özellikleri ile kuzey ve güney neflerinin yapısal özellikleri birbirinden farklıdır. Buda kilisenin ilk yapıldığında tek nefli olduğunu, sonra ki dönemlerde kilisenin artan nüfusun ibadet ihtiyacını karşılayamayınca güney ve kuzey neflerinin ilave edildiğini göstermektedir.

Yarım apsisli olan kilisenin yapı malzemeleri her nefte farklılık göstermekte olup orta nefte mozaik, kuzey nefte andezit taşı güney nefte ise tuğla kullanılmıştır.

Reklamlar

Assos bati kilisesi

Assos Batı kilisesi Agoradan denize doğru inildiğinde tiyatronun sağ tarafında kalmaktadır. Dışardan bakıldığında çok dikkat çekmeyen kilise alanının üzeri zemindeki mozaiğin bozulmaması için kapatılmıştır.
Assos kenti Hıristiyanlaşma sürecinde etkin bir şekilde yer almış ve kayıtlarda ortaçağ piskoposluk merkezlerinden birisi olarak görülmektedir. Bu dönemde kentte Hıristiyan nüfusu hızlı bir artış gösterirken kent bu dönemde göçte almıştır

Anadolu’da ilk kiliselerin kurulmasında ve yaygınlaşmasında büyük pay sahibi olan Aziz Paulus’un kenti ziyaret edip Assos’ta St Lukas ile buluşması ve burada konaklaması da Assos bölgesinde Hıristiyanlığın benimsenmesinde oldukça etkili olmuştur.
Kilise kazılarında “iyi çoban İsa” figürünü yansıtan buluntuların elde edilmiş olması kilisenin erken Hıristiyanlık dönemi eseri olduğunu yapım tarihinin de M.S 4 yy olma olasılığını güçlendirmektedir.

Assos nekropolu

Assos Nekropolü nün Roma çağı mimarisinde kendine özgü bir üslubu vardır. Sıkça rastlanan açık ve duvarlı mezarların yanı sıra Assos nekropolü nde yüksek podium üzerinde görkemli lahitlerden yapılmış mezarlarda bulunmaktadır. VIII. Circular Exedra ve Publius Varius mezarları bu özgünlüğü ortaya koyan en güzel örneklerdir. Bu mezarlardaki en önemli özgünlük mezar alanının bulunduğu kapalı alanın dışında yer alan podyumun oldukça geniş tutulmuş olması ve buraların oturmalık olarak kullanılmasıdır
Bu mezarların yanı sıra M.S II ve III yüzyıla ait beşik tonozlu tek ve çift odalı mezarlara da rastlanmıştır

1990 yılında Assos nekropol alanında sürdürülen çalışmalarda, lahit mezardan, tahrip olmuş bir iskelet ve ölü hediyesi olarak bırakılmış 43 eser bulunmuştur. Bu eserler arasında küçük lekythoslar, küçük skyphoslar, amphoriskos, atlı figürin, oturan maymun heykelciği, oturan erkek figürinleri, Fenike camı alabastron ve bronz küpeler vardır Buluntuların değerlendirilmesi sonucunda mezar MÖ 480-470 yılları arasına tarihlendirilmiştir
Bir kremasyon mezar içinde yanmış kemik parçaları ile Arkaik Döneme ait olan bir kyliks ele geçmiştir. Başka bir gömü şekli olan pithos mezarlardan biri ise, toplu gömüye işaret etmektedir. 18 no’lu pithos içinde birden fazla kafatasının ele geçmesi bu izlenimi vermiştir. Bu mezar, bulunan lekythos parçası ve aryballos yardımı ile MÖ 6. yy’ın ortalarına tarihlendirilmiştir. Bunların yanı sıra, nekropol alanında urna mezarlar da ortaya çıkarılmıştır

Assos bati nekropolu

Batı nekropolü olarak adlandırılan mezarlık alanı, kentin batı kapısına giden kutsal yolun iki tarafında yer almaktadır. Bu alanda, Roma Dönemi’ne ait çevresi duvarlı açık aile mezarlarının yanı sıra, yüksek podyum üzerinde büyük boyutlu lahitler de vardır. Amerikan heyetinin gerçekleştirdiği kazılar sırasında bazı MÖ 6. yy ve 5. yy mezarlarına rastlanmıştır.

Roma Dönemi tabakasının altına inildiğinde MÖ 4. yy’dan MÖ 1. yy’a kadar tarihlenen lahit mezarlara ulaşılmıştır. Assos nekropolu nde ayrıca MÖ 6. yy’da çokça rastlanan kremasyon gömü geleneği de vardır. Bu tip mezarlarda koku kapları, kyliks ve skyphos gibi içki kapları ele geçmiştir. Mezarlık buluntuları içinde MÖ 7. yy başlarına tarihlenenler de vardır. Bu durum, nekropol alanının MÖ 7. yy başlarından Roma Dönemi’ne kadar kesintisiz kullanıldığını göstermektedir. Mezarlarda ele geçen buluntular ise, MÖ 5. yy’a tarihlenen pişmiş toprak figürinler, MÖ 5. yy’a ait kadın maskı, MÖ 6. yy’a ait hydria, lekythos, tabak, gri hamurlu lebes ve MÖ 6. yy sonuna ait alabastron olarak sıralanabilir

Publius Varius Mezari

Publius Varius mezarı yapısının önünde uzanan ve basamaklarla çıkılan platformun sağ tarafında girlandlı, tabula ansatalı bir lahit, mezar yapısının kapısı üzerindeki kitabeli dikdörtgen levha, önde yerde kırık olarak duran başka bir kitabe 1881 de Clark tarafından çizilmiş bir plan ve restitüsyon üzerinde gösterilmektedir
Mezarın Kitabesi
Mezar yapısı içinde bulunan ve 17 parça olarak muhafaza edilen kitabede şöyle denmektedir: ‘ Bu abidemizi Ge, Kore ve Pluto’nun korumasına emanet ediyorum. İster bizim ırkımızdan ister bir yabancı olsun hiç kimse ne onu kullanmaya, need benim naaşım buraya gömüldükten sonra, onu açmaya teşebbüs etmesin. Yukarıda adını andığım yeraltı tanrılarını, herhangi bir kişinin cüreti karşısında onu cezalandırmaya çağırırım”

1881 Kazı Ekibi, bu kitabenin Publius Varius Aquila tarafından yazdırıldığı kanısına varmıştır. Mezar tabanındaki taş döşemenin bir parçası kaldırılarak burasıda kazılmış, ancak bir şey bulamayınca tekrar kapatılmıştır. Kazılıp tekrar kapatırken itina edilmiş olması genelde biz arkeologların kolaylıkla aldanabileceğimizi sananlarında orayı ziyaret ettiklerine işarettir. 1981 Kazısında Publius Varius Mezarı fırtınalı, yağmurlu günlerde Kazı Ekibimizin sığınağı oldu

Assos surlari

Assos Surları yapım tekniğinde en dikkat çekici unsur duvar yapımında harç kullanılmamış olmasıdır. Blok halinde kullanılan andezit taşlarının arasında kalan boşluklar küçük taş parçalarıyla ve toprakla doldurulmuştur. Böylece sağlam ve korunaklı surlar elde edilmiştir. Surların kalınlığı dış cephelerde üç metreye kadar ulaşmaktadır.
Oldukça sağlam inşa edilmiş olan Assos surları belirli kısımları günümüze ulaşmıştır.Assos Surları nın en iyi korunmuş olan ve günümüze ulaşan kısımları batı kapısına giden yol üzerinde, batı kapısı ve çevresindeki surlardır. Batı kapısı tüm ihtişamı ile ayakta olup her iki tarafında 20 metre yüksekliğinde dikdörtgen planlı kuleleri yer almaktadır. Batı kapısının yer aldığı surlarda ayrıca altı tane daha küçük çaplı kapı yer almaktadır.

Bizanslılar döneminde Akropolisin çevresinde yeni bir sur inşa edilmiş olup surlar üzerinde 4 adet kare 4 adette yuvarlak planlı kule bulunmaktadır. Kulelerinin en iyi korunmuş olanları Murat Hüdavendigar Camisinin üst kısmında yer almakta olup girişleri sonradan ilave edilen bir duvarla kapatılmıştır. Diğer kulelerin içten kısımları açık olup kuleler üzerinde birçok gözetleme delikleri bulunmaktadır.

Assos kenti duvarlari

Antik kentin en önemli kalıntılardan biride kentin etrafında inşa edilmiş olan 3.200 metrelik kent surlarıdır. Assos Surları yaklaşık 55 hektarlık bir alanı çevrelemektedir. Kente giriş iki büyük (doğu ve batı kapısı) yedi küçük kapıdan giriş sağlanmıştır. İlk surlar batı nekropolünün üst kısmında yer almakta olup M.Ö 6 yüzyıl sonlarında inşa edilmiş olan Polygonal duvardır. Surların günümüzde çok az bir kısmı ayaktadır. Surların geri kalan kısımları M.Ö 4 yüzyıla aittir. Surların ayakta kalan kısımları çoğunlukla Helenistik diğer kısımları ise Arkaik döneme tarihlenmektedir.

Yapı malzemesi olarak bölgede en kolay bulunan andezit taşı kullanılmıştır. Andezit taşında pembe renkler hâkimdir. Plajioklas mineralleri pembe bütünlükte beyaz benekler oluşturur. Porozite (içinde boşluklar olan) bir kayadır ve ısı yalıtımı yüksektir, kışın soğuğu, yazın sıcağı geçirmez. Porozite sebebiyle temelde kullanılmaz. Nem çekici özelliği vardır. İşlenmesi; ıslanınca boşlukları dolar, suyu emer, basınçla kırılması kolaydır. Suda bekletilince kolay işlenir. Görüntüsü güzel olup, mermer gibi parlak değildir.